top of page

Kaybetme Sanatı

Sporun psikolojisinin de felsefesinin de “kazanmak-kaybetmek” ikililiği arasında sıkıştığı zamanlar benim de içim sıkışıyor. Ama bir yandan da her ne kadar harekette anlam arasak da, yaptığımız sporu bir kendimizi ifade ediş olarak görsek de, ya da rekabet içine girdiğimizde kendimize dair başka hiçbir yerde farkedemeyeceğimiz hallerimizin ortaya çıkışına tanık olsak da; spora ve oyuna dair göz ardı edemeyeceğimiz bazı gerçekler var. 


Kazanmak istiyoruz. Kazanmak için oynuyor, antrenman yapıyor, strateji geliştiriyor ve bütün bunları bazen dakikalar, bazen de saniyelere sığdırmaya çalışıyoruz. Ama öyle bir paradoks ki, sporcu kazanmayı ne kadar çok isterse, ondan o derecede uzaklaşabiliyor. Çünkü her ne kadar ayrılmaz bir ikili gibi görünseler de oyun ve kazanmak/kaybetmek asla yan yana durmuyor. Sonuç her zaman oyunu takip ediyor.


Peki, gecesini gündüzünü bir hedef çevresinde şekillendirmiş sporcu nasıl olur da sanatını icra ederken kazanmayı kafasında bir kenara kaldırabilir? 


Sanırım denklemin anahtarını yukarıda verdim ama tekrar üzerinden geçmekte bir zarar yok. Oyun ve kazanmak aynı anda varolabilen bir ikili değil. Oyun süreç ise, kazanmak bir sonuç olabilir. Kazananın olduğu yerde oyun bitmiştir, oyunun olduğu yerde ise bir kazanan/kaybeden yoktur. -önde olmakla kazanmanın bambaşka şeyler olduğunun da altını çizelim- 


Madem kazanmak oyuna dair değil ve onu düşünmek beni oyunun kendisinden uzaklaştırıp oyunun bittiği ana aceleyle taşımaya yarıyor, acaba kazanmanın içinde olmadığı bir düşünce deneyi beni oyunuma yakınlaştırır mıydı? 


Kaybetmenin bin türlü yolu var. Ne olursa olsun, kazanamayacağım bir oyun oynuyor olsam, nasıl kaybetmek isterdim? Bir yarışa çıkarken birinci olamayacağımı bilsem, o yarış yine de koşmaya değer mi? Birinci olmadığım binlerce senaryo ve sıralama arasından hangisinin gerçeğe dönüştüğü benim için bir fark yaratır mı? 


En önemlisi de, en iyi kaybeden olmak için yaptığım planda nasıl bir performans sergiliyorum? Kazanmanın baskısı olmadığında bu plana sadık kalmak benim için daha mı zor olurdu, yoksa çok daha kolay mı? Kazanmak için yaptığım planla, olabilecek en iyi kaybeden olmak için yaptığım plan arasında nasıl bir fark var?


Kaybetme sanatı diyince aklıma bu sorular geliyor, bugün için bu sorulara kendi cevaplarımı vermeden oldukları şekliyle bırakıyorum. Bir sonraki yazıda da benim için bu düşünce deneyinin nasıl kapılar açtığından bahsedeceğim. 

 
 
 

Yorumlar


© 2024 by Görkem Bilenoğlu, MSc. 

bottom of page